İç Anadolu Bölgesi - Kapadokya

Kapadokya



Ürgüp
Kapadokya bölgesinin piskoposluk merkeziydi. Ürgüp’ün bir köyü olan Ortasihar’daki Üzümlü Kilise, Cambazlı Kilise ve Sarıca Kilise yöredeki en eski kaya kiliselerdir. Ayrıca Tavşanlı Kilise ve Aziz Basileious kilisesi görülmeye değer yerlerdir. Mağara otelleri,şarapları ve el dokuma halıları çok ünlü olan Ürgüp, Kapadokya bölgesinin en önemli turizm merkezidir. Eski mağara evler tarihsel dokusuna zarar verilmeden birer turistik mağara otel durumuna getirilmişlerdir. Mağara otellerin yanı sıra bazı mağaralar disko, bar gibi eğlence yerlerine dönüştürülmüştür.

Göreme

Kapadokya bölgesinin en göz alici Peri bacaları Göreme'dedir. Volkanik kayalardan oluşan vadi, doğal etmenlerin bu kayaları aşındırması ile ortaya çıkan peri bacaları ve tarihi zenginlikleriyle ünlüdür. Romalı askerlerin baskılarından kaçarak Kapadokya'ya gelen ilk Hıristiyanların yoğun göçü ile önemli bir dini mekan olmuştur. Baskıdan kaçan halk kolayca gizlenebilecekleri vadideki volkanik kayaların içine çok sayıda manastır, kilise ve ev yapmışlardır. Günümüzde açık hava müzesi olan Göreme’de Elmalı Kilise, Azize Barbara Kilisesi, Çarıklı Kilise, Tokalı Kilise ve Saklı Kilise vardır. Kiliselerin içinde Isa’nın yaşamından sahneler, Incil’i yazan azizlerin tasvirleri, Azize Barbara ve Aziz Georgius’un resimleri bulunmaktadır.

Avanos

Bölgenin en önemli özelliği toprak testi, çanak, çömlek yapımcılığıdır. Hititler döneminden beri süregelen çömlekçilik halen geleneksel haliyle devam ettirilmektedir. Avanos'un Sarılar kasabası yakınlarındaki Zank Höyük'te yapılan arkeolojik kazılarda Eski Tunç Çağından Geç Roma Dönemi 'ne kadar değişik kültürlere ait kalıntılar açığa çıkarılmıştır. Günümüzde turistik bir mekan olarak kullanılan Sarihan’da her gece Mevlevi ayini düzenlenmektedir.

Zelve

Kapadokya bölgesinin en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Zelve, Kapadokya'daki peribacalarının en yoğun olduğu yerdir, volkanik tüfler içinde oluşmuş çok sayıda peribacaları bulunur. Vadideki peribacaları sivri uçlu ve geniş gövdelidir. Ayrıca volkanik tüfler içinde Romalı askerlerden kaçan ilk Hıristiyanlar tarafından gizlenme
amaçlı kullanılmış çok sayıda yerleşim yerleri vardır. Bu yerleşim yerleri içinde pek çok manastır ve kilise mevcuttur. Yamaçların dibinde yer alan ’Direkli Kilise’ Zelve’deki manastır hayatinin ilk yıllarına aittir. Kilise süslemelerinde tercih edilen kabartma haçlar daha çok ikonoklastik Dönem öncesine tarihlenen Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseler vadinin önemli kiliselerindendir. Vadide manastır ve kiliselerden başka yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami ve güvercinlikler bulunmaktadır.

Ihlara Vadisi
Romalı askerlerden kaçan ilk Hıristiyanların yerleşme alanı olmuştur. Ihlara vadisinde volkanik kayalar içine oyulmuş yüzlerce antik kilise vardır. Kapadokya bölgesinin en önemli kiliseleri bu Ihlara vadisindedir. Haç planlı Agaçalti Kilisesi, Sümbüllü Kilise, Pürenliseki Kilisesi, Kokar Kilise, Yılanlı Kilise, Karagedik Kilisesi, Kırkdamaltı Kilisesi, Direkli Kilise, Alarong Kilise, kemerli Kilise, Eğritaş Kilisesi en çok bilinen kiliselerdir.

Ortahisar

En belirgin yapısı Etiler zamanında oyulmuş, 86 m yükseklikteki Ortahisar Kalesi'dir. Kale hem stratejik hem de yerleşim amacıyla kullanılmıştır. Doğal güzellikleri ve tarihsel özellikleriyle ilgi çekici bir kasabadır. Kavak, İbrahim Pasa ve Ortahisar'ın içinde yer aldığı vadi Damsa çayı vadisine ulaşır. Bu vadinin Damsa çayı yakınları Üzengi deresi adini alır. Doğal özellikleri içme suyu, maden suları olan bir yerdir. Ortahisar vadilerinde son derece ilginç manastır ve kiliseler bulunmaktadır. Bunlar Sarıca Kilise, Cambazlı Kilise, Tavşanlı Kilise, Balkan Deresi Kiliseleri, Hallaç Dere Manastırı’dır. Kapadokya’nın yaşantısının anlatıldığı Etnografya Müzesi Ortahisar'da açılmıştır.

Derinkuyu
Ilçede çok sayıda yeraltı şehri ve kilise mevcuttur. Kapadokya bölgesindeki tüm yeraltı şehirleri gibi ilk Hıristiyanların gizlenme mekanı olmuştur. Tarihin değişik dönemlerinde bölgede yaşanan savaşlarda gizlenme ve sığınak amaçlı kullanılmıştır. Yedi katli ve 85 metre derinliğinde olan Derinkuyu yeraltı şehri binlerce kişiyi barındırabilecek bir kent boyutundadır. Içinde yiyecek depoları, mutfaklar, ahırlar, kilise, şaraphane, havalandırma bacaları, su kuyuları ve bir misyoner okulu bulunmaktadır.


Kapadokya’nın ( Peribacaları ) Özellikleri
Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı
aşındırmasıyla 'Peribacası' adi verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüf fit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Ürgüp- Uçhisar- Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Sahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.

Kapadokya’nın ( Peribacaları ) Tarihi 
Kapadokya'ya ilk insan yerleşimleri Prehistorik dönemlerde başlamış, insanlar vahşi hayvanlardan korunmak için tüf halindeki volkanik kayaların içine yeraltı şehirleri inşa etmişler ve bu yeraltı şehirlerinde yasamışlardır. Kapadokya, Eski Tunç çağında Asur medeniyetinin yerleşim alanı olmuş, daha sonraları Hitit, Frig, Pers, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı toplumuna ev sahipliği yapmıştır. M.S. 2. yüzyılda Roma Imparatorluğunun zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya’ya gelerek buraya yerleşmişlerdir. Kapadokya’daki yeraltı şehirlerini bulan ilk Hıristiyanlar, girişleri kolayca fark edilemeyecek şekilde yapılmış olan bu yeraltı şehirlerinde saklanarak Romalı askerlerin zulmünden kurtulabilmişlerdir.Yeraltı şehirlerinde uzun süre dışarı çıkmadan yasamak zorunda kalabilecekleri için erzak depoları, havalandırma bacaları, şarap imalathaneleri, kiliseler, manastırlar, su kuyuları, tuvaletler ve toplantı odaları yaparak yeraltı şehirlerini genişletmişlerdir. Birbirine bağlı odalar seklinde yapılan bu şehirlerde bazı odalar ancak bir insanin geçebileceği kadar dar tünellerle birbirine bağlıdır. Bu tünellerin giriş çıkışlarında güvenlik nedeniyle tüneli kapatmak için kullanılan büyük tas silindirler vardır.
Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğunun etkisi altında kaldı. 7.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya'da Samanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar oldu. Samaniler bölgeyi 6 – 7 yıl kadar ellerinde tuttular. 651'de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi göçlerinin akınlarına uğradı.Uzun süredir devam eden mezhep çatışmaları III. Leon'un Müslümanlıktan etkilenerek ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu durum karsısında bazı Hıristiyan ikon yanlısı keşişler Kapadokya'ya sığınmaya başladılar. Ikonoklaşma hareketi yüz yıldan fazla sürdü (726–843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi ikonoklaşma etkisinde kaldıysa da ikondan yana olanlar burada rahatlıkla gizlenip ibadetlerini sürdürdüler.

Kapadokya Bölgesi,
Osmanlı Dönemi'nde de oldukça sakindi. Nevşehir, Damat İbrahim Pasa Dönemi'ne kadar Niğde’ye bağlı küçük bir köydü. 18. yüzyıl baslarında özellikle Damat İbrahim Pasa zamanında Nevşehir, Gülşehir, Özkonak, Avanos ve Ürgüp'te imar hareketleri gelişmiş; camiler, külliyeler, çeşmeler yaptırılmıştır. Özkonak kasabasının merkezinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selimdin doğu seferi sırasında (1514) yapılan köprü, Nevşehir’deki erken Osmanlı yapısı olması açısından önemlidir.Osmanlı Dönemi'nde de Selçuklu Dönemi'nde olduğu gibi yörede yasayan Hıristiyanlara karsı hoşgörülü davranılmıştır. Ürgüp/Sinasos'taki 18.yüzyıla ait Konstantin - Eleni Kilisesi, Gülşehir’deki 19.yüzyıla ait Dimitrius adına yapılan kilise ve Derinkuyu'daki Ortodoks Kilisesi bunun en güzel örnekleridir.

Yorum Yaz